Bu anı her mantıklı öğrencinin derslerine devam ettiği ama eğitmenim Hasan
ve benim her zamanki gibi nerde faaliyet vardır acaba diye düşündüğü bir vize
haftasında gerçekleşti!!!
Her şey bir gece önce Hasanın ben İnönüyü özledim yarın gidiyom sende gelirmisin
demesi ile başladı,bu arada önde gelen yamaşütcüler İnönü de sertifika kontrol
kursları için bulunmaktaydılar.Neyse atladık gittik gecenin bi yarısı ordaydık
BÜHAK ve Levent bizi karşıladı ve inönüye vardık.Baya heyecanlıydım çünki
orda ilk kez bulunuyordum ve o kadar havacının arasında Hacettepeyi temsil
edenlerden biriydim.
Gecenin o saatinde İnönüde yedek eğitimi veriliyordu,ama sanki herkes bitsin
bu işkence diyordu.Sonunda yatma saati geldi bizi buz gibi bir koğuşa götürdüler,insanlar
7 evet abartmıyorum 7 battaniye ile yattıklarını söylüyorlardı ben ise bir
tane t-shirt ile gitmiştim oraya.Bu esnada dahi eğitmenim tecrübesini konuşturdu
ve bizi oranın en sıcak güney koğuşuna götürdü,biz yatma hazırlıkları yaparken
içeri giren Leventin laz abisi şener abi bombayı patlattı ve o şirin şivesi
ile "SİCAAAKMİ BURASİ" dedi ve gitti,işte bizi sabaha kadar güldüren
bu iki kelime kahkahalar arasında sicacik uyumamıza yardımcı oldu.
Sabah kalktığımızda uçuş heyecanı her yerimi sarmıştı ama Orhan hoca yapacağını
yaptı ve "uçaklar eğitim uçuşu yapıyorlar alçak uçuş var kimse uçamayacak"
dedi.Ve ne yapacaz şimdi tekrar başladı, Levent orada tanıştığı Kütahya Dumlupınar
Üniversitesi Havacılık Başkanı Alperi aradı ve iki kardeş ne çevirdilerse
biz bi anda Kütahyaya eğitmen statüsünde yeni alınan 5 delta kanat ve 5 yamaç
paraşütünün kontrol ve deneme uçuşlarını yapmak üzere tüm masraflarımız karşılanarak
davet edildik.
Bu esnada Tuncay kardeşim inönüde uçmak için tren yolculuğunda idi,ona kötü
heberi beraberinde de iyi haberi verip rotasını Kütahyaya çevirmesini söyledik.Deli
Tuncay bu; hemen denileni yaptı ve bizimle Kütahyada buluştu.
İlk gün daha önce hiç uçulmamış olan bu kentte yüksek bir yer arayarak ve
kampüs içindeki harika çim alanlarda ters çalışarak kendimizi etrafa tanıttık.Unutmadan
söylemeliyimki bize her olanağı sağlayan sağlık kültür dairesinin başkan ve
başkan yardımcılarının "her şey serbest" "tam destek"
"tüm olanaklar sizin" sözleri de bizi okuduğumuz okula karşı biraz
daha nefretle bakmamız için motive etti.
O akşam şehir turu yaptık ve Alperin takıldığı kızı ayarlamak amacı ile kolları
sıvayıp,tiyatro hocası olan kızın provalarına gittik çok eğlendiğimiz provalar
esnasında Hasanın dikkatini iki şey çekmişti biri dünyada ne kadar otoriter
eğitmenlerin olduğu ve oyunculardan Alev : .
Sabah kalktığımızda artık uçmak gerektiğini ve daha fazla dayanamayacağımızı
anlamıştık.Geçte olsa dağa çıktık ve hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra
Hasan bize önden çıkarak yol gösterdi.Arkasından ben gidecektimki çok alçaktan
geçerek vadiyi yırtan Hasandan telsiz anonsu geldi "tuncay ve Levent
uçsun,ümit uçmayacak" ben yıkılmış vaziyette tepede hazırlıklara yardım
ederken ikinci anons geldi ve eğer termikten tırsmıyosam uçacaktım irtifa
yetiyodu vadiyi sıyırmak için.(delikanlıya denmeyecek bi laf).Az bi rüzgarla
havalandım ve yola koyuldum ama ters giden bi şeyler olduğunun farkındaydım
ve bu çok sıkı ormanı sadece 20-30 metre sıyırarak yoluma devam ediyordum
sürekli acil iniş alanlarına bakıyordum ama bi taraftan da Hasanın irtifa
yeter sözlerini düşünüyordum,ve çok alçak olmama rağmen vadiye girdim artık
sürekli çöküyordum ve vadinin bitmesi için dua ederken tuncayın Levente telsizden
"oralara bi yere in artık geçemezsin ümit de geçemeyecek irtifanız çok
az seslerini duydum" bi taraftan tek salak ben değilim diye sevinirken
diğer yandan da ağaca-ormana iniş prosedürünü düşünüyordum tabi çok önemli
bi nokta daha vardı ki oda sevimin beni öldüreceğiydi çünki X-ACT ile uçuyordum.
Vadideki dönemeçler bi türlü bitmiyor ve benim artık bacaklarım korkudan tirtremeye
başlıyordu çünki asimetrik yemeye başlamıştım bile, hatta bu çok derin ve
türbülaslı vadide spin için gözlerimi kanattan ayırmıyordum.Bulduğum ilk 1
m² lik boşluktan içeri daldım.Güzel bi inişti aslında.
Tabi ne kadar güzel olabileceğini siz düşünün sonunda ormana inmiştim.1 dakika
geçmediki aradan tuncayın "ümit, Levent 50 m kadar arkana indi onu bul"
sesi geldi. Bu arada Leventin tuncaya defalarca bağırdığını(Leventin telsizi
yokmuş) duymayıncada İMDAAAAT diye koca bi korku çığlığı attığını ve acil
inişini yaptığını daha sonraki kritiklerimiz esnasında öğrendim.
Zor da olsa Leventi bulmuştum ikimizde de 1 çizik bile yoktu birbirimize bakarak
sen napıyon la burda dedik ve 15 dakka aralıksız güldük.Sinirler gerilmişti
anlaşılan.Daha sonra kendimize gelmemiz ve bir an önce kanatları kurtarıp
diğerlerinin yanına dönmemiz gerektiği aklımıza geldi.Hemen Leventin kanadını
kurtarıp benimkinin yanına gittik diğer kanat kütahyanın kanadı ama bu bizim
kanadımızdı ve ayrıca başına bi işi gelirse benim sonum olacak kanattı o yüzden
kanattan başka her şeye kıydık hatta Leventin bi ara Allah günah yazmasın
, Allah günah yazmasın diyerek bi iki ağaç kırdığını da söylemeliyim.Neyse
novayı da kurtardıktan sonra asıl zor olana yani bu sık ormanda (tuncayın
aşşağıdan yukarıya doğru tek başına gelemediği) kanat çantalarıyla ilerlememiz
bir hayli güç oldu (Leventin yuvarlanma kısmını anlatmayacağım çünki kabul
etmiyo : ) Şanslıydık çünki vadinin dibindeki dere yatağından ilerleyemeyeceğimizi
anlayınca dağa çıkmaya başlamıştık ve o anda karşımıza bir patika çıkmıştı
inanın bi ara otoban sandım burayı çünki acayip sevinmiştim bu yola benzeyen
şeye!!!
Hızlı bi şekilde diğerlerinin yanına giderken önümüzden 2 kişi ve bi eşşek
hızla kaçtı ben biraz daha hızlanalım derken Levent bunların ağaç kesen köylüler
olduğunun bizi de ormancı sanarak kaçmış olabileceklerini söyledi.Çünkü elimizde
sürekli pıkkk pııkkkk eden telsizlerle ilerlemekteydik.Ben hızlanırken Levent
daha da yavaşlıyordu sebebini anlamadığım bi biçimde keşke silahım yanımda
olsaydı felan diyordu ki işte o an bombayı patlattı ve bu adamların bi yere
saklandığını ve bizi vuracaklarını söyledi.Levent tırsıklığın dibine vurmuşken
biz adamları biraz ilerde yakaladık bizimle başta konuşmadılar, sonra ormancı
olmadığımızı söyledik ve bize yardım etmelerini istedik.Kanatları eeşeğin
sırtına yükleyip başladık koşturmaya o esnada bizi bekleyen tuncay ve kütahyalı
arkadaşlara rastladık, kanatları onlara verip yolumuza devam ederken yolda
tuncayı tırsıtan bir grup dağ köpeğine rastladık artık tuncay onlardan korkmuyor
hatta onlara bağırıyordu bile, bi de hepsini ezberlemiş nasıl tırstıysa gelirken!!!
bunlar küçük bi tane beyaz var kocaman felan diyerek arabaya ulaşmıştık.Kritikler
ve gülmecelerle kampüse dönüp güzel bi duş alalım dedik spor salonunda duş
alırken tuncay ve benim aklıma bi cinlik gelmişti , Günher kardeşlerin fotoğraflarını
çekmeliyiz diye düşündük ve hemen işe koyulduk.Sonuç mu ? pozitif. (İsteyenlere
ücret karşılığı verebiliriz).(bu arada resimler %100 çıplak : )
Ve tecrübelerle dolu bu faaliyeti bitirip ankaraya hafta sonu uçuşuna yetiştik.
Ağzını tutamayan eğitmenim yüzünden bi de sabah sabah herkese rezil olduk.
YAZAN: Ümit AYDEMİR